Alacakaranlık RPG dünyası...
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Wise Kathy Cullen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Wise Kathy Cullen



Lakap : Kate
Mesaj Sayısı : 33

MesajKonu: Wise Kathy Cullen   Salı Tem. 07, 2009 11:20 am

Vampir için Karakter Kartı

Tam Adı:Wise Kathy
Soyadı:Cullen
Yaşı:18
İstediği klan:Tremere
Meslek(öğrenci/doktor..):Öğrenci

Nelere Karşı Zayıftır
*Ailesi
*Aşırı kan

Sevdikleri
*Ailesi
*Müzik
*İçecekler
*Tatlılar

Sevmedikleri
*Ailesine zarar gelmesi
*Kendini bir şey sananlar
*Yalancılık
Fiziksel Görünüş
*Sarı saçlar
*Kehribar-değişken gözler
*1.70 boy
*56 kilo
*Pürüssüz bembeyaz ten


Kişiliği
*Antisosyal
*Sakin


RP:
Bugün okulda kan alacaklardı.Dayanabileceğini umuyordu.Ama dayanamıyacağını da biliyordu.Bir şey bulmalıydı.Aklına doktora yalan söylemek geldi.Aslında yalandan nefret ederdi!Ama buna mecburdu.İnce, açık mavi bluzunu ve ceketini aldı.İyiki Forks'ta yaşıyordu.Burada hava hep kapalıydı.Okula doğru yola koyuldu.Hemen Bay Snacks'in ofisine girdi "Doktor Snacks.Üzgünüm efendim ama izin kâğıdına ihtiyacım var.Kan görünce bayııyorum." "Tabi Bayan Cullen hiç sorun değil.Yalnız kâğıdı kan alımı başlamadan yetiştirseniz iyi olacak." "Peki efendim, teşekkürler." diyerek eve doğru yöneldi ve derin bir hoh çekti.
[/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Wise Kathy Cullen   Salı Tem. 07, 2009 2:44 pm

Tremere için daha iyi bir Rp ile başvurmalısın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Wise Kathy Cullen



Lakap : Kate
Mesaj Sayısı : 33

MesajKonu: Geri: Wise Kathy Cullen   Salı Tem. 07, 2009 10:50 pm

1. tekil ağızdan umarım mazur görürsünüz

1.BÖLÜM
(Şato ve Şeytan)
Gözlerimi açtığımda bambaşka bir yerdeydim. Etrafta gri taştan bir duvar, eski muhteşem oymacılığı olan tahta bir sandalye, ahşap oymalı dolaplar, gümüş işlemeli aynalar ve eski rahat koyu kahve sandal ağacından yapılmış tüllü bir yatak. Bu bir rüya mıydı? Kendimi cimcirdim. Aaah! Çok canım acımıştı. Bilmediğim bu gizemli yerde dolaşmaya karar verdim. Her şey ne kadarda lükstü, ne kadarda güzeldi! Üstümü bile fark etmemiştim burasının güzelliğinden. Uzun beyaz hoş bir elbise giymiştim. Saçlarım her zamanki gibi koyu kahverengi ve belime kadardı ama farklı olan bir şeyler vardı! Saçlarım bukle bukle ve önden ufak iki parça alınarak toplanmış, kalan lüleler rüzgârla dans ediyordu.

Şato olduğunu sonradan anladığım bu yer korkutucu ama huzur vericiydi. Dışarıdan süzülen güneş ışıkları ağaç yapraklarına gülümsüyor, ikisi benide bu dansa dahil etmek istiyorlardı. Kuşlar ve diğer hayvanlar bu dansçılara ritim tutuyor, mükemmel bir şölen oluşturuyordu. Kendimi bu mükemmel davetten alıkoyamadım. Her şeyin bu kadar mükemmel olması kendimi daha da mahcup hissetmeme sebep oluyordu. Bende dans ediyor, şarkı söylüyordum. Birden bir ses bu tutkuyu bozdu. Bu ne çirkinlikti! Siyah-kırmızı gözleri, yarık şeklinde ağzı, burnunun olması gerektiği yerde siyah bir çukur vardı. Sanki teni soyulmuştu! Siyah-kan kırmızı lifler vücudunu bir arada tutuyordu. Korkuyordum! Bu ne olduğunu bilmediğim şey üstüme doğru geliyor, ben kaçıyordum. Duvarı hissettim, köşeye sıkışmıştım! İlk baş hiç konuşmadı, sadece hırıltılar vardı. Birden “Bana katıl!” dedi. Ona bir daha baktığımda ne olduğunu anladım. ”Asla!” dedim korkuyla. “Bana gücün yetmez!” dedi ve bende “Benim değil ama Allah’ın gücü yeter!” dedim o anda boynumda gümüş işleme bir cevşer belirdi, oda biraz geriledi ve kahkaha atarak “Salak kız!” dedi. Hep dua okuyor Nâs suresinin yarısında kalıyordum. Hep o zaman canı yandığı halde bana doğru geliyordu. Daha ne kadar dayanabilirdim bilmiyordum. Bayıldım. Ondan sonrası boşluktu benim için.


2.BÖLÜM
(Melek)
Hiç uyanamayacağımı sandım. Sonra melek bana “Uyan artık!” dedi. Her şey fazla aydınlıktı. Ölmüş müydüm? Bunu yüksek sesle söylemiş olmalıyım ki “Hayır!” dediğini duydum. Gözlerim acıyordu ama kararlıydım. Gözlerimi açmaya çalıştım, ormandaydım. “İyi misin?” dedi. “Teşekkürler, sen kimsin?” dedim. Belki ayıp olmuştu direk sormam.”Benim kim olduğum önemli değil.” dedi. Doğrulmaya çalışıyordum ama o sürekli engelliyordu. Etraf misk kokuyordu. Acayip bir ortam vardı. Temiz havanın rahatlığı, ağaçların ritmi… Uykum geliyor, zor direniyordum. Uyursam kurtarıcım beni bırakır mıydı?

Daha fazla dayanamadım. Gözlerimi açtığımda kurtarıcım hastane yatağımın başında bekliyor, yine endişeli ama hoş bir şekilde bana bakıyordu. “İyi misin?” dedi. “Sorunu cevaplarım ama önce söyle sen kimsin?” dedim. “Can Boldan” dedi ve sorar gözlerle bana baktı. “Bilge Gülen. İyiyim teşekkürler.” dedim. O sırada ellerimle oynuyordum. “Kaç yaşındasın Bilge?” onun benimle ilgilenmesini umursamamalıydım ama hoşuma gidiyordu. “17 sen?” dedim ve yaşının bana yakın olması için dua ettim. “18 yaşındayım. Burada yeni misin?” diye sordu ilgi ve şefkatle. Yüzüne bakmamaya özen gösteriyordum. O süt beyazı teni, açık karamel gözleri, kavruk saçlarıyla gerçek dışı görünüyordu. Bense sönük tenim, kahve saçlarım, ela gözlerimle yanında berbat kalıyordum. “Evet.” Dedim. Zaten nasıl ve niçin geldiğimi bilmiyordum. Tek bildiğim burasının geçmiş zaman olduğuydu ya da gelecek. “Nerede kalıyorsun?” işte bu zor bir soruydu. Şimdi ne diyecektim? Şatoda mı demeliydim? Ama ya canavar yine ortaya çıkarsa! Doğruyu söylesem deli olduğumu düşünürdü. En iyisi hafızamı kaybetmiş gibi yapmaktı. “Şey… Hatırlayamıyorum.” Dedim. Bu sefer üzüntü içindeydi ama o beni korumak için gönderildiğini ispatlarcasına “Bizde kalabilirsin.” dedi “Ailem ve ben seni rahatsız etmeyiz!” “Ah! Çok teşekkür ederim ama bir yer bulabilirim.”dedim. Bu kadar iyi olmasını beklemiyordum, afallamıştım! “Saçmalama, kalıyorsun. Tartışma bitmiştir.” dedi ikna edici bir yüz ifadesiyle. Normalde tartışırdım ama o kadar yorgundum ki! Esnedim. “Çok uykun var belli. Şimdi biraz uyu.” dedi. Onlarda kalmasını teklif ederken ailesinin nasıl olduğunu unutmuştu. Bunu ancak Bilge uyuduktan sonra hatırladı. Ona gerçeği söyleyemezdi. Şimdi ne yapacaktı?

3.BÖLÜM
(Boldan ailesi)

En iyisi ailesine söylemek ve tedbir almalarını sağlamaktı. ”Hayal!” dedi “Su’yu gördün mü?” kız ona soran gözlerle baktı. “Açıklayacağım.” duraksadı “Aile toplandıktan sonra.”. Kız bir şey demedi, Okan hariç herkes ordaydı. Tabi ki işteydi, ama her şeyi duyardı nasılsa. Can her şeyi anlattığında Hayal ona biraz kızdı, Su ise gülümsedi ve “Sadece bir kanlı canlı mı? Hiç sorun değil tatlım.” dedi. Buradaki herkes onun çocuğu sayılırdı ve Can için Bilge’nin önemli olduğunu düşünüyordu. Gerçekten de öyleydi. Su, Can’dan ona yer ve yiyecek hazırlaması için bir saat istedi. Şahane olmasını istiyordu.

Eve girdiğim an inanılmazdı. Hayatımda hiç böyle bir yer görmemiştim. O kadar ihtişamlı, o kadar zarifti ki! Can “Nasıl?” diye sordu. “Çok güzel!” dedim içtenlikle. Beni doğruca mutfağa götürdü ve uzun kaslı çocuktan başlayarak Kağan, Hayal ve annem Su.” dedi o anda kapıdan üç kişi daha girdi. O da devam etti “Işık, Burak ve babam Okan.”. Çok ilginç bir durumdu. Can erkek arkadaşım bile değildi! Kibar olmaya çalışarak ”Hepinizi tanıdığıma memnun oldum. Rahatsız ettim, özür dilerim. Yarın kendime bir ev bulurum.” dedim. Bir işe girip okurken ev tutabilirdim. Işık her şeyi anlamış gibi “İstediğin kadar kalabilirsin. En az bir ay kalsan iyi olacak.” dedi. Herkes onaylayınca bana diyecek bir şey kalmadı. Su bana bilmediğim bir tabak yemek getirdi. Ne olduğunu sormaya utandığım için sadece yedim. Gerçekten lezzetliydi. Yemek bitince teşekkür ettim. Can da yarın okula gideceğimizi söyleyip bana odayı gösterdi ve eşyam varsa okul çıkışında şatodan alabileceğimizi söyledi. Bilmediğimi söyleyince utanarak “Çıkışta gideriz. İyi geceler.” dedi bende “Tamam. Sana da.” dedim ve uykuya daldım.

4.BÖLÜM
(Okul ve şato)

Sabah olduğunda üstüme ne giyeceğimi bilemezken sandalyenin üzerinde siyah keten bir pantolon ve uçuk mavi bir bluzla bir not vardı “Işık’tan Bilge’ye.” Anlaşılan bu kız kurtarıcı melekti. Hemen üstümü değiştirdim ve saçlarımı düzelttim. İlginçti. Çünkü gerçekten hoş görünüyordum. Aşağıya indiğimde Can bana afallayarak baktı. Elimde olmadan gülümsedim. Oda çekinerek sırıttı. Mutfaktan nefis tereyağı ve bal kokusu geliyordu. Yerken kibar olmaya çalıştım. Su ve Işık’a teşekkür ederek sofranın toplanmasına yardım ettim, tam bulaşıklara da yardım ediyordum ki “Çıkmamız lazım. Daha kayıt olacaksın.” dedi. Su’ya özür dilercesine baktım ve yola çıktık. Okul harikaydı. En sonunda nerde olduğumuzu anladım “İzmir?” dedim şaşkınlıkla “Evet.” dedi. Daha da şaşırdım farklı bir zamanda doğduğum yerde olmak ilginçti. “Şeyy…” dedim çekinerek “Evet?” dedi sorarcasına. “Tam olarak nerdeyiz ve yıllardan kaç?” dedim. İşte buna cidden şaşırmıştı “Bornova 8 Aralık 1992.”. “Ne!!!” bende buna şaşırmıştım çünkü bugün doğmuştum, hemde burada! “Ne oldu?” dedi. “Anlatsam deli dersin.” dedim ve o anda çantamın elimde olduğunu fark ettim. Açtım ve nüfus cüzdanımı buldum. Aynı tarih! Ve ben on yedi yaşındayım! Cüzdanı gördüğünde az daha kaza yapıyordu. Dalga mı geçiyorsun dercesine baktı. “Hayır. Ondan hatırlamıyorum demiştim.”. Resmen şok oldu. “N-nasıl? N-nasıl olur?” “Hiçbir fikrim yok!” dedim içtenlikle. O an ne olduğumu ve canavarın neden beni istediğini anladım. İyi ki Can anlamadı. “Sana bir şey itiraf edeceğim ama kimseye söylemeyeceğine söz ver!” “Tamam.” dedim. “Ben bir vampirim. Ama vampirler öcü değildir veya parlamaz. Hatta gönüllü olmadıkça insan kanı bile içemez.”dedi. Bunu duyunca daha da şaşırdım ve bende itiraf etmeye karar verdim. “Sanırım bende bir medyumum. Ama büyüde yapabiliyorum-sanırım.” Birden gülmeye başladık ne komiktik ama! Masallardan fırlamış gibiydik. O an ona âşık olduğumu anladım. Suskunluğu bozan ilk o oldu. “Şey...” dedi, yüzü kızarmıştı biraz. “Sanırım sana âşık oldum.” dedi. Elini tuttum. Ne demek istediğimi anlamıştı, sırıttı. Nihayet okula varmıştık. Herkes bizi görünce şoka uğradı. Hiçbir zaman Can kız arkadaş veya arkadaş edinmemişti. Bunu söylemedi ama anlamak zor değildi. İnsanların yüzüne bakılırsa. Annemle babam ne derdi. Henüz mutlu bir aileydik bu zamanlarda. İç geçirdim. Can da her şeyi bilmek istedi, o da anlattı. Konuşmamız bittiğinde son ders zili çalmıştı. Söz yüzüğü almaya gitmeyi önerdi ama ben ona papatyadan bir ona bir bana yapmasını söyledim. İşi bitip bana çiçekleri verdiğinde hala anlamamıştı, bende gülerek “Okus pokus!” dedim içimden de söz yüzüğüne dönüşmesini diledim ve oldu. Oda gülerek kendininkini taktı ve “İyi iş.” dedi. Bende güldüm.
....


Yazdığım rp benzeri bir hikaye.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Wise Kathy Cullen   Çarş. Tem. 08, 2009 3:15 pm

Hikaye ama... Neyse.

Tremere'sin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Wise Kathy Cullen   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Wise Kathy Cullen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight RPG :: Karakter :: Seçim-
Buraya geçin: