Alacakaranlık RPG dünyası...
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Jvonna Walpanheim

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jvonna Walpanheim



Mesaj Sayısı : 1

MesajKonu: Jvonna Walpanheim   Perş. Tem. 16, 2009 4:00 pm

Vampir için Karakter Kartı

Tam Adı: Jvonna Audreanna
Soyadı: Walpanheim
Yaşı: 1098
İstediği klan(ayrıntlı bilgiler yukarıda): Malkavian
Meslek(öğrenci/doktor..): Hiçbiri olsa? Özel yeteneğim olmayacak ki.


Nelere Karşı Zayıftır
* Kan
* İnsan
* Kıyafet
* Süs

Sevdikleri
* Kan
* Et
* Beyaz
* Gece

Sevmedikleri
* Kurtadam
* Sıcak
* Baskılar

Fiziksel Görünüş
* Beni hiç alıcı gözüyle inceledin mi? Hiç sanmıyorum. Eğer inceleseydin burada duracağını sanmıyorum. Kendimi her konuda beğenen ben, dış görünüşümden hoşnut olmadığımı söyleyebilirim. Komik değil mi? Aslında tarzım Hafif Metal gibi, bu müziği severim. Kulaklarım ağrıyana kadar da dinleyebilirim. Dış görünüşümün de bunu yansıttığına ne şüphe. Yine de sevmiyorum bunu. Sizin fikrinizi sormadan fiziğimi anlatayım; normal denecek kadar zayıfım, bedenimde bir gram fazlalık göremezsiniz. Zaten buna asla izin vermem. Kusursuz beden herkesin hayalindeki bir şey gibidir. Kusursuz olmasını boyuma da bağlıyım. Boyum fazla uzun olmsa da ortalamanın üzerinde. Uzun ve narin bacaklarıma baktığında bunu anlayabilirsin. Yukarıdan bir şey almak istediğimde uzanmak gibi bir derdim yok, zaten aklı başında büyücüler bunu yapmaz değil mi? İncecik kaşlarım alnımı yararken, gözlerimin normalden büyük olduğunu görürsünüz. Gözlerim, bârizdir ki kahverengidir. Bazen lensle onu değiştiriyorum. En çok laciverti kullanıyorum. Ben beğenmesem de çevremden gelen hoş tepkiler beni buna zorluyor. Genelde size tepeden bakarım, gözlerim deyim yerindeyse yarım metre açık olur. Karşımdaki nefret ettiğim biriyse bakışlarım karşısında ezilmesi gerekir. Yüzüme baktıklarında benim Kore'li olduğumu sanarlar, ki ben Meloria'lıyımdır. Meloria'ya gittiğinizde herkesin böyle yüz hatlarına sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Gittiğinizde mi dedim? Şaka yapıyordum. Burnuma baktığımda, ki en sevdiğim organım, ilginç bir şey görmeniz mümkün dışıdır. Nomal ve ufak bir çıkıntıdır adeta. Kanca burunlulardan nefret etmem de bu yüzdendir. Kendi burnum kusursuzdur. Dudaklarım ise normalden biraz fazla olarak kalındır, genelde iki yanına da hızma takarım. Kalın olmasından hoşlanmam, her erkek bunları öpmek için dilense de ince görünmesi benim için iyidir. Ah, söylediklerime de bakın. Sanırım dış görünüşümü seviyorum.


Kişiliği
*Benim hakkımda bilmedikleriniz sayfalar tutar matmazel. O yüzden beni kitap gibi açıp okuyacağınızı sanıyorsanız; yanılıyorsunuz demektir. Hiç midye kabuğu gördün mü sen? Hani dışı iğrençtir, eline almaya bile kıyamazsında da içine baktığında inciye hayran kalırsın ya, işte inciyi alıp kaçan kötü kadın benim. Şımarık olduğumu anladığın iyi olmuş. Bunu kabul eden kim? Şımarık mı!? Ben mi?! Şaka ediyor olmalısın. Sadece biraz haylazım o kadar. Birazcık. Yaramazlığa bayılırım. Karşımdaki dostum olsa tanımam. Yaptığım işlerin altında her zaman bir çıkar gizlidir. Gözlerimi kısıp; birine baktığımı gördüğünüzde bilin ki iki gün sonra o kişi puff olacaktır. Tahminimce öyle. Genelde bu okuldaki kimseyi sevmem. Herkesle, bir arkadaş olma hevesim yoktur. Çıkarlarım doğrultusunda ilerlerim. Nefret ettiğim birçok konu vardır, eğer senle bu konularda hem fikirsek neden olmasın, seninle dost olabilirim. Nefret ettiğim konuları saymadan önce karanlıklarda yaşadığımı bilmelisin. Tabi ki mecaz anlamdaydı bu. Popüler olmaktan nefret ederim. Gerçi sinir bozucu yapımla şuan herkesin dilindeyim. Böyle olmak istememiştim. Ah, ne diyordum? Popüler olma merakını da anlamış değilim. He, evet popülersin. Herkes etrafında fink atıyor. Ne yani, iki tel saçın var diye popüler mi oldun. Al, benim de var ne olmuş? Sanırım nefret ettiğim konuyu anlayabildiniz, daha dolu! Birkaç tane sayabilirim, derslere bayılmama rağmen profesörlerden nefret ederim. Meloria´da yaşadığımı söylemiştim, orada birçok kişiden daha çok şey öğrendim. Yakında ne olduğumu anlarsınız. Profesörlerden daha çok bilgi bilmeme rağmen onların bana bir şeyler öğretme çabası beni delirtiyor. Beni, çoğunlukla dersliklere iğrenç hayvanlar atarken görebilirsin. Ah, bana göre mükemmel hayvanlar onlar. Onları nasıl bulduğumu sakın sorma. Basit bir biçim değiştirme büyüsünden ibaretler. Zaten o insanlar onları yakalayana kadar kaleme veya parşömene dönüşüveriyorlar. Asama güvenmesem de büyüme güvenirim. Asasız büyü yapamasam da ufak tefek şeyler yapabiliyorum. Herhangi, belirlenmiş bir özelliğin yok. Bundan hoşnut olmadığım da söylenemez. Kendi başıma zaten bir yeteneğim. Belki bu sözlerimden beni kendini beğenmiş, havalı, ukala kızlara benzeteceksiniz. Aynalara aldanma leydim, onlar içini göstermezler. Merak etme matmazel; beni zamanla tanıyacaksın, sabret.


RP: Rp'niz herhangi bir konuda olabilir ama vampirlere katılabilmek için güzel bir Rp yapmanız şart(:
*
Belki zamana ihtiyacı vardı; gizemleri tek başına çözmek için. Dünyanın kurtarıcısı o olacaktı; kim bilir. Sarı saçlarını kafasının bir hareketiyle arkasına atarak, düşüncelerinden de sıyrılmış oldu. Mavi gözleri muggle vitrinlerinde dolaşırken yansıması içini pek de açmış sayılmazdı. Basit bir görünümü, saçı ve kolları vardı. Bu yüzden onu Hufflepuff sanıyorlardı. Bu bina kötü değildi ancak asil yılanın karşısında porsuk, kötüydü. Keşke sarı bayrağın altında hizmet verseydi Akademiye, akçeleri oraya kazandırsaydı. Derin bir nefes aldı ve bu düşüncelerinden kurtulmak istedi. Az sonra buluşacağı arkadaşı karşısında bu düşünceler kabaca olurdu, ama kim ne bilecekti ki? O kızıl arkadaşını sever, sayardı. Ona çocuğunlukla uçuk bir gözle bakardı. Aslında kişiliğini bilmese de dış görünüşünden onun uçuk olduğu anlaşılabilirdi. Belki de bu kız yanılıyordu, o binası gibi masum biriydi. Audreanna dişlerini gösterdi ve buluşacakları kafeye adımlarını soktu.

İlginç bir yerdi, gayet ilginç olduğu kesindi. Zaten burayı da o seçmişti, normaldi. Gözlerini canlı kafede gezdirirken bazı kişilerin gözleriyle karşı karşıya geldi, güzel gözlerdi. Ama bu gözle Mj´ye ait olamazdı, o yeşil gözleri istiyordu. Hmm, kafenin boş kısımlarına göz gezdirdiğinde göz alıcı saçlarla karşılaştı mavi gözleri, oradaydı. Şen ve biraz utangaç adımlarıyla ondan iki sezon küçük olan arkadaşının karşısına geçti, mutluydu. Yaz boyunca haber alabildiği tek kişi bu tatlı kızdı. Neler geçirmişti bu sene boyunca; hayır tatil... merak ediyordu. Elbisesini düzelterek oturduğu sandalyesini masaya çekerken çantasını kucağına aldı, saçlarını bandanayla geriye doğru toplamış; açık alnını iyice belli etmişti. “Max Mj!” demişti Romence, merhaba anlamına geliyordu. Roman aksanını takınması, heyecanlı olduğunun göstergesiydi. Ancak bunu söylediğinin farkına bile varmamıştı, sadece heyecan ve biraz susuzluk hissediyordu. Mj demişti, çünkü insanlara takma adlarıyla hitap etmeyi severdi.


‘Gökyüzünde kaç yıldız varsa; benim umutlarım da o kadar çok. Nereden bilebilirdim ki, yıldızların doğuşunun benim sonuma ulaşacağını? İnsanlar sonuçlarını bildikleri şeyleri niye somut bir olaya döksünler ki? Komik değil mi? Bence komikten uzak bir kavram, salakça. Keşke sonucunu bilseydim ve hayatıma yön verebilseydim, karşımdaki mutlulukla dolu yüze bakmayı isterdim o zaman, utanmadan. Babası olan o güzel kıza...’

Kızın gülüsemesini yüzünde görünce mutlu olduğu hissetmişti Audreanna, çünkü o da mutluydu. Mj'i tanıyordu, hemen kızı inceleyecekti. Buna alışkın olan Audreanna ise sorun çıkarmadı, mavi bandanası yine aynı renkteki gözlerine uyum sağlarken dantellerle süslenmiş elbisesi, kapıdan giren rüzgarla havalanıyordu; pileleri.

“-Selam, Anna. Bandanan çok şeker.”
“-Teşekkür ederim.”
“-Bugün hava güzel. Şansımıza.”
“-Kesinlikle.”

Kızın gözlüğünü kolyesine geçirmesini izlerken yanlarında sipariş bekleyen garsonu son anda fark etti, sabırsıza benziyordu adam. Kız açık renk tene sahip ellerini masana birleştirdi ve parmaklarını birbirine geçirmeyi ihmal etmedi, bu sabırsızlandığının göstergesiydi.

“-Uhm, ne istersin?” dedi önündeki menüye bakarak, gerçekten resimlerle süslenmiş bu kağıt parçası cezbediciydi. Parası bunların hepsini almaya yetse; bir saniye durmazdı. “-Bence meyve kokteyli hoş gözüküyor.” dedi, kıza göz kırparak. Bu samimi havaya alışıyordu sanki. Kızın sıcaklığı, sarı kan... “-Ee, anlat bakalım kızıl kız. Tatilde nelerle karşılaştın?” Gülümseyerek kıkırdamıştı. Önüne gelen saçlarını rüzgar yalayarak ondan götürüyordu. Şuanı kimsenin bozmasını istemezdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clara Adela Cullen



Lakap : Ade
Mesaj Sayısı : 180

MesajKonu: Geri: Jvonna Walpanheim   Perş. Tem. 16, 2009 4:16 pm

Bunları yazmak kaç saatini aldı? lol! Very Happy Very Happy Very Happy Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hogwarts.rpg.do-talk.com
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: Jvonna Walpanheim   Perş. Tem. 16, 2009 10:44 pm

Malkavian'sın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Jvonna Walpanheim   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Jvonna Walpanheim
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight RPG :: Karakter :: Seçim-
Buraya geçin: