Alacakaranlık RPG dünyası...
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Olivia Grace

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Olivia Grace



Mesaj Sayısı : 1

MesajKonu: Olivia Grace   C.tesi Haz. 26, 2010 9:44 pm

Vampir için Karakter Kartı

Tam Adı: Olivia
Soyadı:Grace
Yaşı:15
İstediği klan(ayrıntlı bilgiler yukarıda):Malkavian
Meslek(öğrenci/doktor..):
Öğrenci


Nelere Karşı Zayıftır
*Örümcekler ( En büyük korkularından biridir.)
*Sevdiklerine Zarar verilmesi
*Bazen kendini doğru ifade edememesi
*

Sevdikleri
*Yılan kanı
*Ellerinin üstünde yürümek
*Gizemli olaylar
*

Sevmedikleri
*Örümcekler & Böcekler
*Tehdit edilmek
*Kendini beğenmişlik
*

Fiziksel Görünüş
Annesi Japon, babası Amerikan olduğu için çekik siyah gözlere sahiptir. Güneş ışığı altında oldukça parlayan, kahverengi saçlara sahiptir. Zayıf bir yapısı vardır. 164 cm boyundadır. 40 kilodur.
*


Kişiliği
Oldukça neşeli bir kişiliğe sahiptir. Çevresindekileri de hep neşeli görmek ister ve bu yüzden onları neşelendirmek için birçok şey yapabilir. Cesurdur, sevdikleri için fedakarlık yapmaktan kaçınmaz. Genelde hareketlidir. Dışarıdan saf bir görünüm oluşturur ama aslında çok zekidir. Olayları kavrayamamış gibi gözükse de her şeyin farkında olduğu zamanlar vardır.
*


RP: Rp'niz herhangi bir konuda olabilir ama vampirlere katılabilmek için güzel bir Rp yapmanız şart(:
*

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Ağır adımlarla yürüyordu. Zaman zaman kuma batıyor,tekrar çıkmak için çabalıyordu. Çölde ne işi olduğunu bilmiyordu. Tek bildiği, yürüdüğüydü.

Adımını atarken altın gibi parlayan kumların derinliklerinden gelen bir el, ayak bileğinden tuttu Olivia' yı. Olivia şaşkınlık ve korku içerisinde onu aşağı çeken ele baktı. Hemen ondan kurtulmalıydı. Yoksa kumların arasında çaresizce ölümünü bekleyecekti. Bütün gücüyle ayağını çekti. Bileğine yapışan eli ittirmeye çalıştı, ama faydasızdı. Yavaş yavaş kumlara gömülürken pes etti...

Usulca gözkapaklarını araladı."Rüya görmüşüm." dedi kendi kendine. Ayağa kalktı ve şaşkınlık içerisinde etrafına baktı.
Devasa boyutta ağaçların olduğu bir ormandaydı. İçinden "Neler oluyor?" dedi. Birden duyduğu tiz ve narin bir sesle irkildi. Ses " Olivia!" diyordu. Olivia sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı.

Sonu yokmuş gibi görünen ormanda koşturdu. Çekik, siyah gözleriyle çevresine bir süre bakındı. Birden yine aynı sesi duydu: "Olivia!"

Uzun bir süre koştu. En sonunda yoruldu ve durmaya karar verdi. Sonunu göremediği ormanda uzun uzun ağaçlara bakındı. O ince, narin sesin tekrar "Olivia!" dediğini duydu. Fakat, ses bu sefer oldukça yakınından geliyordu. Hızla arkasını döndü. Şaşkınlık içerisinde "Anne?" dedi. Sesin sahibi annesiydi. Uzaktan annesine baktı. "Senin burada ne işin var?" dedi annesine.Annesi, solgun bakışlı gözleriyle Olivia'ya baktı, "Burada yalnız değilim, Olivia. Baban da burada." dedi. Annesi hafif bir şekilde gülümsüyordu. Olivia, merakla çevresine bakındı, ama babasını göremedi. "Babam nerede anne?" diye sordu heyecanla. "Burada Olivia."

Olivia tekrar baktı ama babası ortalıkta yoktu. "Babamı göremiyorum anne.Tam olarak nerede?" dedi.Annesi solgun bir ses tonuyla "Baban az önce gitti." dedi. Olivia, annesinin söylediklerine bir anlam verememişti. Aslında tüm bu yaşadıklarına bir anlam veremiyordu. Ormanda ne işi vardı? Dahası annesinin dedikleri de neydi böyle? Olivia bir yandan bunları düşünürken diğer yandan da "Babam gitti mi? İyi de, nereye gitti?"dedi aceleci bir tavırla."Birazdan ben de oraya gideceğim." dedi annesi.Olivia, kafası karışmış bir şekilde "Ben de seninle geliyorum anne!" dedi. Annesi, küçük dolgun dudaklarını hafifçe yaydı ve "Sen benimle gelemezsin tatlım." dedi kısık bir sesle. Olivia "Nede..." Sözünü tamamlayamadı, çünkü annesi gözden kaybolmuştu bile. Olivia neredeyse ağlayacaktı. Annesini aradı, ama bulamadı.

Hızla gözlerini açtı ve başını kaldırdı. Bu sefer gerçekten uyanmıştı. "Korkunç bir kabustu..." dedi başındaki terleri silerek. Okuldaydı. Arkadaşları çoktan evlerine gitmişlerdi. Olivia ise orada uyuyakalmıştı. Gördüğü kabus onu düşündürüyordu. Çünkü ne zaman böyle kötü rüyalar görse, sürekli kötü şeyler oluyordu. Çantasını toparladı ve yolda yürümeye başladı.
Bir an önce eve varmak, ve her şeyin yolunda olduğunu görmek istiyordu. Eve gidecek, annesinin yaptığı lezzetli yemeklerden yiyecek, karnını bir güzel doyuracaktı. Daha sonra babasına okulda aklına takılan soruları soracaktı, ve sıradan bir gün yaşayacaktı. "Kötü birşey olmayacak." dedi kendi kendine.

Sonunda eve varabilmişti. Çantasından çıkardığı yedek anahtarı kapı deliğine soktu, ve kapıyı açtı. "Ben geldim! dedi sırıtarak. Cevap gelmedi. İçeriye girdi, ve kalakaldı. On beş yaşındaki hiçbir kişinin görmemesi gereken bir manzarayla karşılaşmıştı çünkü. Annesinin ve babasının cansız bedenleri yerde yatıyordu. Bütün oda kandı. Odanın duvarları, aile fotoğrafları, kitaplar, küçük sehpanın ayakları... Çok kan vardı, görmek istemeyeceği kadar çok. Gördüğü manzara karşısında beyni durmuştu adeta. Hiçbir tepki veremiyordu. Çığlık atmak istiyor, ama yapamıyordu. Evin içinde bir iki tur attı. Mutfağa girdi. Annesinin yaptığı yemekler, ocağın üstündeydi. Tencerenin kapağını kaldırdı, yemeğe baktı.
Daha sonra tekrar anne babasının yanına gitti. Dizlerini yere çöktü ve ailesinin cansız yüzlerine dokundu. Kanları eline bulaşmıştı. Gözlerinden iki damla yaş aktı, çenesi titriyordu. Gözyaşları büyüdü, büyüdü, ve sel gibi akmaya başladı. Gözleri karardı bir an. Gözkapakları kapandı ve yere yayıldı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Olivia Grace
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight RPG :: Karakter :: Seçim-
Buraya geçin: